Türkiye dolar kurunu neden sabitlemiyor?

Neden 1$ = 2₺ Gibi Sabit Kur Belirleyemiyoruz?

Oysa dolar kuru sürekli sabit olsa ne kadar güzel olmaz mıydı? Düşünsenize Apple iPhone Xs 999$ ise eğer 1$ = 2₺’ye sabitlenirse 1998 Türk Lirası olacaktı. Sadece bu mu günlük hayatımız çok daha endişesiz olmaz mıydı? Esnafın sürekli abi dolar uçtu, abi bunlar dolarla geliyor söylemleri son bulsaydı nasıl olurdu?

Dünyadan örnekler vermek gerekirse çok yakın zamanda gittiğim Tayland’ın para birimi Tayland Bahtı’dır. 1 Tayland Bahtı = 0.30$’a eşit olup yıllardır değeri sabittir. Tayland Baht’ı yıllar içinde yalnızca 0.29$-0.31$ arasında dalgalanmıştır. Diğer bir ifadeyle 1 Amerikan Doları 32 Tayland Baht’ına eşittir.
Yine yakın zamanda gittiğim bir diğer ülke olan Lübnan sabit kur rejimi uygulayan ülkeler arasındadır. 1 Lübnan Poundu ya da 1 Lübnan Lirası’nın değeri 0.67$’dır. Yani 1 Amerikan Doları verdiğinizde 1.5 (aslında 1500) Lübnan Pound’u alabiliyorsunuz ve bu kur yıllardan beri sabit. Bu sebeple en küçük dükkanlarda dahi ister Amerikan Doları ile ister Lübnan Lirası ile alışveriş yapmanız mümkün. Hesap oldukça basit 1 USD = 1 LBP.
Umreye, hacca gidenler bilir diyeceğim ama çoğu bilmiyor ve neden Riyal yükselip duruyor diyorlar. Oysa yükselen Riyal değil. Riyal yıllardan beri sabit ve 1 Amerikan Doları = 0.27 Suudi Arabistan Riyali. Değer değişen ise Türkiye’nin Türk Lirası. 1 USD = 3.75 SAR. Örnekleri arttırmak mümkün. Bosna Hersek Markı, Vietnam Dongu, Azerbaycan Manatı, Irak Dinarı da dolara kurlarını sabitlemiş para birimleri arasındadır.

Türkiye Neden Sabit Kur Rejimi Uygulamıyor?

Aslında doğru soru uygulamıyor değil neden uygulayamıyor? Türkiye tarihine baktığımızda sabit kur rejimi denendi. 1980’li yıllara gelene kadar sabit döviz kuru rejimi uyguladı. Bu rejim, Türk Lirası’nın değerinin T.C. Merkez Bankası’nca belirlenmesi ve o değerde sabit tutulması şeklinde gerçekleşiyordu. Ancak ne var ki Türk Lirası’nın değerinde çoğunlukla değer kaybı biçiminde olan değişiklikler oluyordu. Meydana gelen bu değer değişikliği devalüasyon biçimindeki müdahalelerle düzeltiliyor ve bu kez eşitlenen değer yeni sabit kur olarak belirleniyordu. Ancaaak bu uygulamanın olduğu dönemlerde kimin ne zaman ve ne kadar döviz alacağına Hazine yani devlet karar veriyordu. Bu uygulama döviz yetersizliği çekilen ve taleplerin karşılanamadığı dönemlerde -ülkemizde çokça sıkıntı çekilmiştir- döviz karaborsası oluşturuluyor, yasa dışı yollarla ülkeye döviz giriş çıkışı yapılmasına sebebiyet veriyordu. Türkiye, 1980’lerde döviz kurlarının piyasada belirlendiği ancak Merkez Bankası’nın müdahaleleriyle yön verdiği müdahaleli dalgalı döviz kuru rejimine geçti. Bu rejim 2000’lere kadar sürdürüldü. Kur rejimindeki üçüncü değişiklik 2000’lerde yapıldı ve 2001 krizi öncesinde Türkiye bant içinde dalgalanma rejimi uyguladı. Bu rejim uzun süreli olmadı ve 2001 kriziyle birlikte çöktü. Kriz sonrasında Türkiye dalgalı kur rejimine geçti ve günümüzde hala dalgalı kur rejimini sürdürmektedir.

Sabit Kur Rejimi Bugün Uygulanabilir mi?

Sabit kur rejimi, sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir sistemde uygulanamaz. Yani sabit kur rejimine geçebilmek için öncelikle sermaye giriş çıkışını denetim altına almak ve dolayısıyla konvertibiliteden vazgeçmek gerekir. Bu da isteyenin istediği zamanda elindeki veya banka hesabındaki TL’leri verip istediği yabancı parayı alabilmesi olanağını kaldırır. Bu sistemde kimin ne kadar, ne zaman yabancı para alacağına devlet karar verir. Yurt dışına para göndermek veya yurt dışından döviz getirmek devletin iznine bağlı olur.

Buna göre Türkiye’nin sabit kur rejimine geçebilmesi için sermaye hareketlerinin serbestliğini denetime altına alması ve TL’nin konvertibilitesini kaldırması gerekir. Türkiye’nin dış borç toplamı 466 milyar Dolar ve önümüzdeki bir yıl içinde bulması (yenilemesi) gereken döviz ihtiyacı (cari açık dahil) yaklaşık 240 milyar Dolar. Böyle bir durumda bu hamleleri yapmak Türkiye’ye döviz girişini durdurur ve döviz ihtiyacı yüksek olduğu için de anında döviz karaborsasını başlatır. Dolayısıyla Türkiye’nin böyle bir rejim değişikliğine gitmesi mümkün değildir.

İran nasıl sabit kura geçti?

İran’ın dış borcu 2,2 milyar Dolar (Türkiye’nin 466 milyar Dolar.) İran’ın GSYH’si 418 milyar Dolar olduğuna göre Dış Borç / GSYH oranı yüzde 0,5 yani binde 5 demektir ki Türkiye’de bu oran %54. Diğer yandan İran petrol ve doğalgaz gibi iki önemli kaynağa sahip olduğu için dış finansman sorununu bu yoldan çözmekte pek zorlanmıyor. Türkiye bu kaynakları ithal etmek konumunda bulunuyor.

İran hiçbir zaman sermaye hareketlerini serbest bırakmadı, parasını (Riyal 2017 yılında alınan kararla Tümen olarak değiştirildi) hiçbir zaman konvertibl yapmadı. Yani İran’da isteyen istediği zaman Tümen verip Dolar veya Euro alamıyor, yabancılar gelip parasını İran değerlerine serbestçe yatıramıyor ya da İranlılar paralarını dünyada başka yerlerde istedikleri değerlere yatıramıyor.

Görüleceği gibi İran ile Türkiye’nin sistemleri tamamen farklı. İran bu sistemi, küreselleşmenin dışında kalarak sürdürebiliyor, Türkiye ise küreselleşmenin dışına çıkmadığı sürece böyle bir sisteme geçemez. Bu saydığımız borç ve dış finansman ihtiyacıyla da küreselleşmenin dışına çıkamaz.

Türkiye, %54 oranındaki dış borç yükü ve yıllık 240 milyar Dolarlık dış finansman ihtiyacıyla sabit kur rejimini uygulayamaz, uygulamaya çalışırsa karaborsa batağına batar. Bu durumda yapılması gereken söz konusu riskleri hızla azaltacak siyasal ve ekonomik adımları atmaktır. Türkiye’nin risk primi son birkaç yılda oldukça arttı. Bu sebeple ivedlikle dış problemleri ele alıp çözmesi gerekir ki riskler azalsın ve kur daha istikrarlı bir hale gelsin.

Not: Bu yazıda Mahfi Eğilmez’in paylaştığı değerli bilgilerden yararlanılmıştır.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*